G21

G14, G21, G33, G42

21 Kasım 1938 Ankara’da Matem Günü

21 Kasım 1938, Türk milleti için derin bir matem günüydü. Gazetelerde Atatürk’ün kaybı üzerine çok sayıda yazı yayımlandı. Nurullah Ataç Haber gazetesi “Matem günü” başlığıyla o günün önemini aktardı. Sezai Atillâ Tan, Atatürk’ün son hizmetlerini ve ülkeye bıraktığı mirası yazdı. Muhiddin Birgün Son Posta, tabutun önündeki halkın duygularını anlattı.

Abidin Daver Cumhuriyet, “Sen ölmedin” diyerek liderin fikirlerinin ve eserlerinin yaşadığını vurguladı. F. Demircili Cumhuriyet, Altı Meş’alc başlığıyla Atatürk’ün ışığını ve rehberliğini simgeledi. Sadri Ertem Kurun, resimlere bakarken duyulan hüznü ifade etti. Hakkı Süha Gezgin Kurun, halkın kısa bir an için sessizce yas tutmasını yazdı.

Halk Filozofu Son Telgraf, “Atatürk Ankara’nın kucağında” diyerek cenazenin törenini ve halkın saygısını aktardı. Yunus Nadi Cumhuriyet, Peyami Safa Cumhuriyet, Recai Sanay S

G14, G21, G34, G41

4 Teşrinievvel 1933 – Yalova’dan İstanbul’a Dönüş ve Yugoslav Kralı Kabulü

4 Teşrinievvel 1933’te Gazi Mustafa Kemal Paşa, Yalova’dan İstanbul’a dönmüştür. Aynı gün, misafirleri olan Yugoslavya Kralı Aleksandr ve kraliçesiyle bir araya gelmiştir. Bu görüşme, iki devlet arasında dostane ilişkilerin güçlendirilmesi ve sulhün takviyesi amacıyla gerçekleştirilmiş önemli bir mülâkat olmuştur.

Dobrovnik Gemisinin Karşılama Töreni

Kral ve kraliçeyi getiren Yugoslavya Dobrovnik Harbiye Gemisi, Boğaz’da Zafer ve Tınaztepe fenerlerinin önünden geçerek İstanbul’a ulaşmıştır. Saat 18.00 civarında Boğaz’a giren Dobrovnik, sakin bir seyirle Boğaz’ı geçerek Dolmabahçe Sarayı önünde demirlemiştir. Gazi, geminin rıhtıma yanaştığı sırada Başvekil İsmet Paşa refakatinde Kral Aleksandr’ı karşılamış ve rıhtıma çıkarmıştır. İki dost devlet reisi, birbirlerine gösterilen samimi ilgiyle bir araya gelmiş ve saray bahçesine geçmiştir

G14, G21, G35, G44

Ağustos ve Eylül 1927

Sarayda Çalışmalar, Deniz Gezileri ve Seçim Sonuçları

21 Ağustos 1927: Üsküdar Yangını ve Yardımlar

21 Ağustos 1927 tarihinde Üsküdar’da meydana gelen yangın felaketi, yaklaşık 400 evi etkilemiş ve halk arasında büyük bir üzüntü yaratmıştır. Gazi, yangınzedelere derhal yardım edilmesi için 5.000 lira tahsis etmiş ve bu paranın acilen dağıtılmasını emretmiştir. Bu adım, Cumhurbaşkanının halkın ihtiyaçlarına duyduğu yakın ilgiyi ve sosyal sorumluluk anlayışını göstermektedir. Üsküdar halkı, Gazi’nin ilgisi ve hızlı müdahalesi karşısında derin bir memnuniyet duymuştur.

25–27 Ağustos 1927: Sarayda Çalışmalar ve Boğaz Gezileri

25 Ağustos günü Cumhurbaşkanı, tüm gününü Dolmabahçe Sarayı’nda çalışmalarla geçirmiştir. 26 Ağustos’ta İstanbul’a gelen milletvekillerini kabul etm

G13, G21, G32, G41

Dr. Ahmed İhsan Aksan ve Tıbbi Yayıncılığı

Dr. Ahmed İhsan Aksan, İstanbul 1954’te yayımlanan iki önemli eserin müellifidir. 1933 yılında Dr. Şerif Korkucl ile birlikte Konya’da “Anadolu Kliniği” adındaki tıbbi mecmuayı yayımlamaya başlamış ve mecmuanın sahibi ile neşriyat müdürlüğünü üstlenmiştir. Bu dergi, İstanbul’da 1955 yılına kadar düzenli olarak yayımlanmıştır.

Aksan, yalnızca bu dergide değil, çeşitli Türk, Amerikan ve Avrupa tıp dergilerinde de tıbbi makaleleri yayımlanmış bir bilim insanıdır. Özellikle 1943 yılında İzmir’de müttefik devletlerin yaralılarına gösterdiği ilgi ve bakım nedeniyle İngiltere Krallığı tarafından O.B.E. (Order of British Empire) nişanı ile ödüllendirilmiştir. Bu ödül, onun uluslararası alandaki tıbbi hizmetlerinin takdir edildiğini gösterir.

Ataköy ve Bakırköy

Bu bölge, özellikle İstanbul’un kültürel ve sosyal yaşamında önemli yer tutmakta

G15, G21, G35, G42

Atâ Bey ve Mısır Casuslarının Yakalanması

Bir gün, Atâ Bey ve arkadaşları, Serasker Paşa çadırı civarında karşılarına çıkan iki çıplak kişiyi kontrol etmekle görevlendirildi. Bu kişiler ilk anda şaşkınlık yaşadı ve ancak birer adım attılar. Atâ Bey’in liderliğinde, Mâ Bey ve diğer muhafızlar, çıplaklarla birlikte Hafız Paşa’nın çadırına doğru yürüdü. Çadırın yakınında bir meşale yanıyordu ve ışık, Atâ Bey’in incelemesini kolaylaştırıyordu.

Atâ Bey, meşale ışığında bu kişileri dikkatle inceledi. Vücutları o yöre halkı gibi esmer değil, oldukça beyaz ve zayıf görünüyordu. Bu durum, Atâ Bey’in bu kişilerin Mısırlı İbrahim Paşa’nın casusları olabileceği şüphesini güçlendirdi. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra Paşa’nın huzuruna çıkarak durumu ayrıntılı şekilde anlattı. O sırada Tayyar Paşa ve Birecik mütesellimi Ayıntablı Battal Bey de Serasker’in yanında bulunuyordu

G12, G21, G31, G44

Aşkî Efendi Son Meddahlardan Biri

Aşkî Efendi, Osmanlı’nın son dönem meddahları ve orta oyunu sanatçıları arasında yer alan önemli fakat yeterince tanınmayan bir isimdir. Onun sanat hayatına dair bilgilerimizin büyük bir kısmı, merhum Sermed Muhtar Alus’un İstanbul Ansiklopedisi için kaleme aldığı notlardan gelmektedir. Bu notlar, hem Aşkî Efendi’nin sanat anlayışını hem de dönemin eğlence kültürünü anlamamız açısından çok kıymetlidir.

Kahvehanelerde Meddahlık Geleneği

Sermed Muhtar Alus’un aktardığına göre Aşkî Efendi, özellikle kış gecelerinde İstanbul’un çeşitli kahvehanelerinde meddahlık yapmıştır. Divanyolu’ndaki Arif Kahvesi, Beyazıt’taki Merkez Kahvesi ve Vezneciler’deki Şems Kahvesi, onun sıkça sahne aldığı mekânlardandır. Ancak zamanla Karagöz ve meddahlık sanatının eski parlak günlerini kaybetmesi, Aşkî Efendi’nin de hayatını zorlaştırmıştır

G11, G21, G32, G43

Sultan Hasan Camiinin Özellikleri

Tarihî Arka Plan

Sultan Hasan Camii, Azerbaycan hükümdarlarından Uzun Hasan tarafından yaptırılmıştır. Bu Uzun Hasan, Erzurum’un doğusunda, bir günlük mesafedeki Hasan Kalesi’ni inşa ettiren aynı kişidir. Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed ile Tercan Ovası’nda yaptığı büyük savaş tarih kitaplarına geçmiştir.

Bu çetin savaşta Uzun Hasan’ın ordusu Fatih’in güçlü askerlerine karşı tutunamamış, ordusu büyük kayıplar vermiştir. Kendisi ise canını kurtarıp Tebriz’e sığınmış, ancak aldığı yaralardan dolayı orada vefat etmiştir.

Camii ve Mimari Özellikleri

Bugün Tebriz’de, kendi adını taşıyan bu görkemli camiinin yanında Uzun Hasan’ın türbesi bulunmaktadır. Cami, baştan sona kadar içi ve dışı kâşî çinilerle süslenmiş eşsiz bir eserdir. Uzun Hasan, gerçekten de sanat anlayışı yüksek bir hükümdar o

Scroll to Top