G12

G12, G23, G31, G45

17 Kasım 1938 Halkın Matem ve Duyguları

17 Kasım 1938’de gazeteler, Atatürk’ün kaybının yarattığı derin matem ve milletin duygularını yansıtan çok sayıda yazı yayımladı. A. C. Yeni Sabah “Sevgili Atamızı kaybettik” diyerek liderin kaybının yarattığı boşluğu ifade etti. Afacan Yeni Sabah, Atatürk’ün en büyük eserini ve mirasını hatırlattı. Nurullah Ataç Haber gazetesi, “Atatürk yaralan adaın” diyerek halkın duygusal tepkilerini aktardı.

Muhiddin Birgün Son Posta “Ulu Başbuğumuzu kaybettik” ifadesiyle toplumun ortak yasını dile getirdi. Çocuk Duygusu gazetesi, bayrakların ileriye taşınması çağrısı yaptı. Sadri Ertem Kurun “En beliğ mersiye gözyaşlarımızdır” derken, B. Felek Tan halkın kucağında duyulan matemden söz etti. Hakkı Süha Gezgin Kurun, Atatürk’ün dünyaya bakışını ve toplum üzerindeki etkisini yazdı.

H. F. Akşam gazetesi tabutun önünde halkın hüzün dolu duruşunu anlattı. Halk Filozofu &#8211

G12, G23, G34, G41

Hastalığın Seyri

Sanki ölüm Atatürk’e kıyamıyor, sanki ondan çekiniyordu. Hastalığının ilerleyişi sırasında kalbi ve böbrekleri uzun süre doğal işlevlerini korudu. Bu durum, onun güçlü bünyesini ve direncini gösteriyordu. Doktorlar da bu dayanıklılığın sebebini çoğu zaman bu organların sağlıklı kalmasına bağlıyordu. Hatta bir gün kendisi, “Beni kalbim kurtarıyor,” diyerek bu durumu açıkça ifade etmişti. Bu söz, hem hastalığın ciddiyetini bildiğini hem de metanetini koruduğunu gösteriyordu.

Karnındaki Sıvı ve Müdahale

Bir süre sonra karnında toplanan sıvı oldukça arttı ve ağır bir hal aldı. Bu nedenle üçüncü kez ponksiyon yapılması zorunlu oldu. Doktorlar hemen çağrıldı. Kendisi, oldukça sabırlı ve vakur bir şekilde suyun vakit kaybetmeden alınmasını istedi. Zaman zaman müdahalenin gecikmesine kızdığı da oluyordu. Bu durum, hem acısını bastırmaya çalıştığı

G12, G24, G33, G42

23 Eylül 1932 – Tokatlıyan Oteli’nde Öğle Yemeği

23 Eylül 1932’de Gazi Mustafa Kemal Paşa, saat 11.30’da Tokatlıyan Oteli’ni ziyaret etmiş ve öğle yemeğini burada yemiştir. Bu ziyaret, İstanbul’daki sosyal ve resmi temaslarının bir parçasıdır.

26 Eylül 1932 – Dil Kurultayı

26 Eylül’de Cumhurbaşkanı, Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Dil Kurultayı’na şeref vermiş ve toplantıların sonuna kadar müzakereleri takip etmiştir. Bu davranış, Gazi’nin Türk dili ve kültürüne verdiği önemi göstermektedir.

6–7 Teşrinievvel 1932 – Boğaziçi ve Yalova Gezileri

6 Teşrinievvel akşamı, Gazi otomobille Büyükdere yönünde kısa bir gezinti yapmıştır. 7 Teşrinievvel günü ise Yalova’ya gidip dönmüştür. Gazeteler, Gazi’nin yakın bir zamanda Ankara’ya dönmesini beklediklerini yazmışlardır.

9–10 Teşrinievvel 1932 – İstanbul Gezileri ve Ş

G12, G24, G34, G42

Haziran – Temmuz 1928 Gazi Mustafa Kemal’in İstanbul Tenezzühleri ve Saray Çalışmaları

6–9 Haziran 1928: Boğaziçi Gezileri ve Şehir Turları

6 Haziran 1928 akşamı Gazi Mustafa Kemal, motorla Boğaziçi’nde kısa bir tenezzüh (dinlenme gezisi) yapmıştır. 8 Haziran’da ise Söğütlü yatı ile Boğaz’da bir başka deniz gezisine çıkmış ve bu sırada Balıkesir’den gelen bir heyeti kabul ederek, kendilerini Balıkesir’e davet ettiklerini iletmişlerdir.

9 Haziran akşamı saat 20.00’de, altı otomobilden oluşan bir kafile ile şehir içinde bir gezi yapılmıştır. Dolmabahçe Sarayı’ndan başlayan bu gezi, Kabataş, Tophane, Karaköy, Galata Köprüsü, Eminönü, Sirkeci, Babıali Yokuşu ve Aksaray üzerinden Fatih’e kadar uzanmıştır. Buradan Bayezid yolunu takip ederek Sultanahmet’e geçen Gazi, Babı Hümayun ve Topkapı Sarayı’na uğramıştır. Topkapı Sarayı’nda kısa bir istirahat sonrası parkın önünden Sirkeci yolu ile Beyoğlu’na geçilmiş, Şişli üzerinden Do

G12, G25, G33, G44

Küçük Atamyan’ın İlk Sahne Deneyimi

Küçük Bedros Atamyan, sahneye çıktığında söylediği birkaç kelimeyle tiyatro izleyicilerinin dikkatini bir anda üzerine çekmiştir. O an kuliste bulunan Hassa Mimarı Hagop Bey Balyan, onu tebrik ederek, “YasTüm, himâyemi kabul etmeni rica ederim. Sende istikbalin büyük bir aktörünü görüyorum!” demiştir. 1863 yılında gerçekleşen bu olay, Atamyan’ın sahneye olan ilgisini ve yeteneğini pekiştirmiştir.

Atamyan, mesleki eğitim ve sahne terbiyesi için çeşitli ustalardan ders almayı denemiş, ancak kişisel gayreti ve tutkusu sayesinde başarıya ulaşabileceğini fark etmiştir. Bir süre Ekgiyan’ın yönetiminde staj yapmış ve geçim için küçük tiyatro kumpanyalarında sahneye çıkmıştır. 1869 yılında Güllüye Tiyatrosu’na katılmış, birkaç ay sonra Fasulyeciyan ile turneye çıkarak Nahcivan’a gitmiştir. İki ay sonra İstanbul’dan gelen bir mektupla ailesinin evinin yandığını öğrenince aceleyle vatanına

G12, G24, G33, G44

Atâ Bey’in Saraydan Çıkışı ve Anadolu Seyahati

1249 Ramazan’ında (1838) Tayyar Efendi vefat etti. Ev halkı, bazı yaşlılar ve çalışanlarla birlikte yaklaşık yirmi kişi, Ala Bey’in eline kalmıştı. Atâ Bey ise 1250 Saferinde (1834), Hazine Kethüdası Bekir Efendi’den ruhsat tezkeresini alarak saraydan ayrıldı. Üsküdar’da akrabalarından birinin evinde misafir olarak kalmaya başladı ve ailesini geçindirecek iş aramaya koyuldu.

O dönemde Tophane Müşîri Ali Rıza Efendi, Atâ Bey’e ilgi göstermişti. Ancak Ali Rıza Efendi, Ayasofya Camiinde uğradığı esrarengiz bir cinayet sonucu hayatını kaybetti. Bu vesileyle Atâ Bey, Koca Yusuf Paşa’nın biraderzâdesi Sadreddin Bey’in dostluğunu kazanarak iltizam işlerinde çalıştı. Bu görev nedeniyle Anadolu’nun birçok kasaba ve köyünü gezdi: Amasya, Harput, Malatya, Sivas, Maraş, Tokat, Ankara, Çankırı, Tosya, Osmancık, Çorum, Sinop, Ereğli, Şile, Amasra, Bafra, Samsun, Merzifon, Lâdik, İskilip, Sungurlu, Sandıkl

G12, G21, G31, G44

Aşkî Efendi Son Meddahlardan Biri

Aşkî Efendi, Osmanlı’nın son dönem meddahları ve orta oyunu sanatçıları arasında yer alan önemli fakat yeterince tanınmayan bir isimdir. Onun sanat hayatına dair bilgilerimizin büyük bir kısmı, merhum Sermed Muhtar Alus’un İstanbul Ansiklopedisi için kaleme aldığı notlardan gelmektedir. Bu notlar, hem Aşkî Efendi’nin sanat anlayışını hem de dönemin eğlence kültürünü anlamamız açısından çok kıymetlidir.

Kahvehanelerde Meddahlık Geleneği

Sermed Muhtar Alus’un aktardığına göre Aşkî Efendi, özellikle kış gecelerinde İstanbul’un çeşitli kahvehanelerinde meddahlık yapmıştır. Divanyolu’ndaki Arif Kahvesi, Beyazıt’taki Merkez Kahvesi ve Vezneciler’deki Şems Kahvesi, onun sıkça sahne aldığı mekânlardandır. Ancak zamanla Karagöz ve meddahlık sanatının eski parlak günlerini kaybetmesi, Aşkî Efendi’nin de hayatını zorlaştırmıştır

G12, G25, G35, G44

Dördüncü Kurucu Sultan Muhammed Şam-ı Gazan

Tebriz’in dördüncü kurucusu, Hicrî 694 (Miladî 1295) yılında hükümdar olan Sultan Muhammed Şam-ı Gazan’dır. Onun zamanında şehir, adaletli yönetimi sayesinde öyle gelişmişti ki sınırları bir yandan Liyan Dağı’na, diğer yandan Sincan Dağı’na, Ucan Dağı’na ve Şehlan Dağı’na kadar uzanıyordu.

Adaletle yönetilen Tebriz, kısa sürede ilim, sanat ve zenginliğin merkezi hâline geldi. Şehir, güzelliğiyle bütün dünyada tanınır olmuş, “cihan süsleyen şehir” olarak anılmıştır.

Sultan Şam-ı Gazan, Tebriz’in çevresine güçlü surlar yaptırdı. Şehrin büyüklüğü öyleydi ki bir yaya, bu surların çevresini dört günde dolaşabilirdi. Bu dönemde, Abbâsî halifelerinden el-Mütevekkil Alallah tarafından yaptırılmış olan eski iç kale de hâlâ ayaktaydı.

Tebriz’in Değişen Yazgısı

Zamanla şehir, pek çok hükümdarın eline geçti; bazen h

Scroll to Top