K34

K15, K22, K34, K44

İstanbul ve Milli Duygularımız

İstanbul, milli mücadelemiz süresince Türk halkının vatan sevgisi ve yüksek ideallerinin merkezi olmuştur. Bu şehir, sadece bir coğrafi alan değil, aynı zamanda kalplerde yer etmiş bir kutsallık ve manevi güç kaynağıdır. Hiçbir olay ya da güç, bu şehrin halkın gönlündeki yüce değerini değiştiremez.

Bugün her Türk ve Müslüman kalbi, İstanbul’a duyulan sevgi ve özlemi bir mabed gibi taşımaktadır. Milli mücadele süresince gösterilen emek, fedakârlık ve çabalar, bu özel şehirde birikmiş ve kabiliyeti yüksek, kalıcı izler bırakmıştır. İstanbul, milletimizin sürekli gelişen yeteneklerinin ve kararlılığının sembolü olarak tarih sahnesinde yerini almıştır. Burada kurulan kurumlar ve gerçekleştirilen faaliyetler, Türk milletinin güçlü ve özgür bir ulus olma iradesinin kanıtıdır Private Turkey Tours.

K12, K23, K34, K41

Atatürk’ün Tabutunun Sarayburnu Parkı’na Taşınışı

Bir süre sonra, tabutu takip eden öğrenciler parkın içine alındı. Saat on ikiyi geçmişti. Sarayburnu’nun her köşesinde bu merasimi izlemek için gelen yabancı sinemacılar ve fotoğrafçılar, deniz kıyısında çalışabilmek için yerlerini seçiyorlardı. Saat on ikiyi yirmi geçe, ellerinde yüzlerce çelenk taşıyan gençlik kafilesi göründü. Alayın önündeki birlikler Sarayburnu Parkı kapısından içeri girerken, yalnızca cenazenin bulunduğu top arabasını takip eden merasim katılımcıları, genç zabitler ve üniversite öğrencileri parkın içine alınabildi.

Beş dakika sonra, cenazeyi Ankara’ya götürmekle görevli merasim kumandanı Orgeneral Fahrettin Altay ile muavini General Cemil Cahid sahile ulaştılar. Az sonra, top arabasının üzerinde, şanlı Türk sancağına sarılmış Mukaddes tabut göründü. Top arabası, önceden hazırlanan masanın önünde durdu. Cenazeyi takip edenler, muhribe giden yolun iki tarafına dizi

K12, K24, K34, K42

Gazi Mustafa Kemal’in Ağustos – Eylül 1930 Faaliyetleri

Yalova Ziyareti ve Dolmabahçe’ye Dönüş

1 Ağustos 1930 sabahı Gazi Mustafa Kemal, erkenden Yalova’ya gitmiştir. Burada kaldığı süre boyunca çeşitli işleri takip etmiş ve bölgenin gelişimi ile halkın ihtiyaçları hakkında direkt talimatlar vermiştir. 5 Ağustos 1930 günü saat 17:00’de, refakatinde Başvekil İsmet Paşa ve bazı mebuslar bulunduğu halde Ertuğrul Yatı ile Dolmabahçe Sarayı’na dönmüştür. Bu ziyaretler, Gazi’nin hem resmi görevlerini sürdürdüğünü hem de halkla ilişkilerini devam ettirdiğini göstermektedir.

İstanbul’da Halkla Buluşmalar

6 Eylül 1930’da Gazi, Başvekil İsmet Paşa refakatinde otomobille Beyoğlu, Halic’in karşı kıyısı, Eyüp, Edirnekapı ve Şehzadebaşı yollarını takip ederek Sarayburnu Parkı’na ulaşmıştır. Parkta yaklaşık on dakika dinlenmiş, halkın kendisini görenlerin gösterdiği coşkulu

K13, K25, K34, K41

Harbiye Mektebi ve Ana Caddelerdeki Süslemeler

Mekteb-i Harbiye, bu büyük gün münasebetiyle son derece özenli bir biçimde süslenmiştir. Binanın cephesine anlamlı bir yazı asılmıştır. Bu yazıda, “Harbiye Mektebi, manevi ve mukaddes varlığın timsali olan büyük Başkumandanını ebedî bir hürmetle selâmlar” ifadeleri yer almıştır. Bu sözler, askerî mektebin Gazi’ye duyduğu bağlılığı ve saygıyı güçlü biçimde yansıtmıştır.

Büyükdere yolu boyunca da birçok zafer takı inşa edilmiştir. Özellikle Dolmabahçe Sarayı önündeki takı zafer, zarafeti ve ihtişamı ile dikkat çekmiştir. Elektrikle aydınlatılan bu takın üzerinde büyük harflerle “Hoş geldiniz” yazısı yer almış ve geceleri de görkemli bir manzara oluşturmuştur.

Haliç ve Liman Bölgesindeki Donanma

Haliç’te iki yaka tamamen süslenmiştir. Sahiller bayraklarla, ışıklarla ve çeşitli süslerle donatılmıştır. Musevi ve Rum cemaatleri d

K15, K23, K34, K42

Atatürk’ün İlk İzlenimi

Fotoğraflardan, Atatürk’ün biraz şişman, yorgun ve yaş almış bir bedene sahip olduğunu düşünüyordum. Ancak kapıdan içeri girdiğinde karşılaştığım manzara tüm tahminlerimi değiştirdi. Bir ışık dalgası gibi giren bu kişi, enerjisi ve heyecanıyla göz kamaştırıyordu. Gözleri, bebekleri andıran, mavi, sarı ve yeşil ışıklarla parlayan esrarlı bir maden gibiydi. Yüzü, elleri ve alnı sağlıklı ve canlıydı, bahar renklerini taşıyordu. Saçları düzgün ve genç görünüyordu. Bedeninin bütün kasları gergin, enerjik ve taptazeydi.

Atatürk’ün Gücü ve Zindeliği

Altı yüz yıllık bir devri bir anda değiştiren bir liderin, yıpranmış bir başın izlerini taşımıyor olması dikkat çekiciydi. Onun başı, eski tarihî felaketleri ve yıkımları süpüren bir nehir gibi enerji ve fikirlerle doluydu. Düşünceleri, adeta bir yanardağ tepesinden yükselen ateş gibi, sessiz ama

K13, K23, K34, K41

Reşid Safvet Atabinen’in Uluslararası Başarıları

Reşid Safvet Atabinen, 1953 yılında İstanbul Üniversitesi’nin beşyüzüncü yıl dönümü münasebetiyle Avrupa’da önemli bir konferans vermiştir. Venedik, Roma, Napoli, Marsilya, Barselona, Madrid, Lizbon, Londra, Bonn, La Haye ve Zürih üniversiteleriyle eş zamanlı olarak Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde Fransa Enstitüsü üyesi Lucien Fabre’nin başkanlığında bir sunum yapmıştır. Bu konferans üzerine meşhur Fransız tarihçi, Atabinen’in eserini değerlendirerek şöyle demiştir:

“Reşid Safvet Atabinen’in eseri, dünya tarihinin gerekli düzeltmeleri açısından ilk aşamayı oluşturacaktır Jeep Safari Bulgaria.”

Üç yıl sonra, 1956’da Atabinen, Fransa Enstitüsü’nün tarih şubesine ilk defa Türk muhabir üye olarak seçilmiştir. Fransız gazeteleri ve uluslararası tarih dergileri bu olayı Türkiye içi

K11, K25, K34, K42

Ataaykut ve Gazete Satıcıları

Sol koltuğunun altındaki gazeteleri taşırken, gövdesini yana doğru hafifçe kıvıran küçük bir çocuk, İstanbul’un günlük hayatının renkli sahnelerinden birini oluşturuyordu. Kırmızı çubuklu beyaz mintanı, güneşle aydınlanan yüzü ve yalın ayaklarıyla çocuk, şehrin taş, toprak ve asfalt sokakları üzerinde adeta bir tablo gibi yürüyordu. Onun bu hareketi, Alîmed Bülend gibi gözlemcilerin de dikkatini çekmiş ve yazıya dökülmüştü.

Bir şiirsel anlatımla Bülend, çocuğun yalın ayaklarını ve gövdesindeki ince kıvraklığı şöyle betimliyordu:

“Yalın ayaklarının altında asfalt, taş, toprak sokaklar… Rüzgârla oynayan kâkülü, güneşle parlayan cildi… Bu başak gibi çocuk!”

Ataaykut, Büyükşehir’in günlük hayatında yer alan yüzlerce gazete satıcısından biri olarak, şehrin hafızasında unutulmaz bir iz bırakıyordu. Tazı Ali Salahaddin gibi diğer gazeteci ve satıcı çoc

K13, K22, K34, K42

Tebrizde Ticaret ve Teraziler

Tebriz’de ticaret büyük bir düzen ve disiplinle yapılırdı. Şehirdeki bütün tartılar, kilolar ve diğer değerli kumaşlar üzerinde “Lâ ilâhe illallah” yazısı bulunurdu. Dirhemler ve teraziler de aynı şekilde Allah ismiyle süslenmişti.

Ticarette yanlış yapan, ölçü ve tartıda hile yapan kişiler cezalandırılırdı. Bu kişiler gözlerine mil konarak ya da başlarına taş konularak uyarılır ve hasta edilirdi. Şehirdeki çarşı ve pazar yerlerinde pirinç, demir ve zincirli teraziler asılı dururdu; hiçbir zaman yerle temas etmez, her zaman dengede kalırdı.

Yiyecek ve Hububat Alım-Satımı

Tebriz’de yiyecek, içecek, sebze ve ot gibi ürünlerin satışında adalet ön plandaydı. Müşteri istediği malı terazinin kefesine koyar, tartısı tam olduğunda mal sahibine hakkını verirdi. Akçesi temiz olur ve malın en seçkin kısmını alırdı

Scroll to Top