K32

K11, K25, K32, K41

Atatürk Heykelinin Özellikleri

Atatürk Heykeli, Sarayburnu’nda yer almakta ve mermer bir kaide üzerine oturtulmuştur. Kaide, geniş bir mermer platformun ortasındadır. Platformun etrafı, bodur mermer sütuncuklarla çevrilmiş ve bu sütuncukların üzerine tunçtan arabesk oymalı başlıklar yerleştirilmiştir. Heykele ulaşmak için platforma döşeli iki küçük mozaik yoldan girilmektedir. Bu yolların açıklıkları, birer zincirle kapanmıştır.

Ne yazıktır ki, bu sütun başlıklarından iki tanesi çalınmış, zincirler de hırsızlar tarafından yok edilmiştir. Hatta zincirlerin bağlı olduğu küçük bronz plaklar da yerinden sökülmüş ve yerine basit teller gerilmiştir. Bu durum vandalizm olarak değerlendirilebilir. İstanbul Ansiklopedisi, çalan ve çaldıran kişiler kadar, bu zararı önlemeyen yetkilileri de eleştirmektedir. Heykelin önünde tellerin bulunması, ziyaretçilerin estetik zevkini bozmakta ve eserin görkemini azaltmaktadır

K14, K24, K32, K44

Cenaze Alayında İstanbul’un Matem Havası

Alay hareket etmeye başladığında, sarayın karşısındaki bahçelerden canhıraş feryatlar yükseldi. Deniz bandosunun çaldığı Şopen’in matem havası, alayın ilerleyişine ağır ve hüzünlü bir ahenk katıyordu. Yollarda askeri disiplin ve düzen göze çarpıyor, İstanbul halkı tek yürek olarak Atatürk’e feryat ediyordu. Her adımda bir feryat yükseliyor, halkın acısı ve bağlılığı her geçen metreyle daha belirgin oluyordu.

Alay güzergâhındaki heyecan ve yoğunluk tarifsizdi. Top arabasında taşınan Büyük Önder’in tabutu geçtiği her yerde adeta bir tufan havası esiyor, insanlar tabutu daha yakından görmek ve onun yüzünü bir an bile olsa görebilmek için büyük bir gayret gösteriyordu. Her adımda bayılanlar, yere düşüp feryat edenler gözlemleniyordu. Özellikle Tophane’de, bir ihtiyar ninenin tabuta sarılmak için ezilmeyi göze alması, beş-altı yaşındaki bir çocuğun tabutun üzerindeki bayrağı hızla a

K13, K23, K32, K45

Eylül 1937 – Askeri Manevralar ve İstanbul Gezisi

29 Eylül 1937’de Atatürk, Başvekil İsmet İnönü’yü askeri manevralara davet etmiştir. Bu davet kapsamında, İzmir’e giderek manevraları takip edeceği gazetelerde duyurulmuştur. Atatürk’ün bu dönemde askeri faaliyetlere olan ilgisi, hem devlet işleri hem de halkın güvenliği açısından önem taşımaktadır.

1 Ekim 1937’de Atatürk, Boğaz boyunca kısa bir deniz gezisi yapmış ve öğle yemeğini Perapalas Oteli’nde yemiştir. Bu yemekte Hariciye Vekili Doktor Araş ve Dahiliye Vekili Şükrü Kaya da yer almıştır. Bu ziyaret, Atatürk’ün hem devlet yetkilileriyle yakın temas kurduğunu hem de İstanbul’un güzelliklerini yakından takip ettiğini göstermektedir.

3 Ekim 1937’de ise Ertuğrul Yatı ile Yalova ve oradan Derince’ye geçilmiş, kasabanın demiryolu istasyonunda bekleyen hususi trenle Ankara’ya dönülmüştür. Bu yolculuk sırasında devlet işleri ve halkla temas birlikte yürütülmüştür.

K15, K23, K32, K41

Reisi Cumhur’un 1928–1929 Dönemi Deniz Gezintileri ve İstanbul Ziyaretleri

Yalova ve Büyükada Gezintisi

28 Ağustos 1928 tarihinde Reisi Cumhur, Ertuğrul yatı ve refakatindeki mutad zevat ile Yalova’ya gitmiştir. 29–30 Ağustos 1929 gecesi ise saat 21:00’de Ertuğrul yatı ile Yalova’dan Dolmabahçe Sarayı’na dönülmüş, yat saat 23:00’te Büyükada önünde demirlemiştir. Bu ziyaret sırasında Gazi, davet üzerine Yat Kulübü’nde Hilâl-i Ahmer balosuna katılmıştır. Adalıların coşkulu tezahüratı arasında iskeleden Yat Kulübü’ne arabayla geçiş yapılmış, baloda birçok kez dans etmiş ve geceyi Yat Kulübü’nde geçirerek sabah Sakarya motoru ile saraya dönmüştür.

30 Ağustos günü, Gazi akşama kadar Dolmabahçe Sarayı’ndaki dairelerinde meşgul olmuştur. Aynı gün Şükrü Naili Paşa, resmi geçidi müteakip saraya gelerek ordu adına Reisi Cumhura arzı tazimatta bulunmuştur

K11, K23, K32, K43

Resmî Merasimin Sona Ermesi

Tam saat altı buçukta istikbal merasimi tamamlanmış, teşrifata katılan zevat sarayı düzenli bir şekilde terk etmiştir. Merasimin sona ermesinin ardından Gazi Paşa Hazretleri selâmlık kapısına çıkarak, görevlerini tamamlayarak ayrılan askerlerimizin kendileri için icra ettiği ihtiram merasimini ayakta izlemişlerdir. Bu askerî selâmlamanın ardından tekrar salonlarına dönmüşlerdir. Böylece saraydaki resmî program büyük bir vakar ve düzen içinde nihayete ermiştir.

İstanbul Sahillerinde Büyük Heyecan

Bu sırada İstanbul sahilleri benzeri az görülür bir kalabalığa sahne olmuştur. Vapurlarda yer bulamayan ve Gazi’yi karadan karşılamak isteyen yüz binlerce İstanbullu, Yeşilköy’den Ortaköy’e kadar uzanan sahil şeridi boyunca toplanmıştır. Özellikle Sarayburnu, köprü üstü, Tophane, Kabataş, Fındıklı ve Beşiktaş sahilleri son derece kalabalıktı. Halk, saatler öncesinden

K13, K21, K32, K41

Müellifin Çağdaşlarından Elde Edilen Bilgiler

Bu eser, Osmanlı padişahları ve yüksek devlet görevlilerinin hayatları, görevleri ve önemli olaylarla ilgili ayrıntıları içermektedir. Müellif, muasırlarından elde ettiği bilgilerle aşağıdaki devlet adamlarının ve olayların durumlarını kaydetmiştir:

Sırkâtibi Mustafa Nuri Paşa

Serasker Mehmed Raşid Paşa

Müşir Abdülhahm Paşa

Vezir Afi Rıza Paşa

Zaptiye Nazırı Çerkeş Abdi Paşa

Vezir Osman Gazide Mehmed Paşa

Müşir Hacı Mehmed Muammer Paşa

Bazı müşirlerin ise detaylı halleri elde edilememiştir.

Nakibüleşraf ve Reisülküttabların Durumları

Müellif, Nakibüleşraf Mustafa İzzet Efendi ve diğer yüksek görevlerdeki isimlerin durumlarını da kaydetmiştir Private Tours Istanbul:

Nakibüleşraf Mustafa İzzet Efend

K14, K25, K32, K43

Çingenelere Uygulanan Ata Binme Yasağı

Osmanlı döneminde, çingenelerin ata binmesi ve at beslemesi yasaklanmıştı. Bu yasak yalnızca İstanbul’a özgü kalmamış, Hüdâyin Rumeli gibi diğer bölgelere de uygulanmıştır. Fermanlarda yasak sebebi olarak, atlı çingenelerin yollara ve dağ yollarına çıkarak fesat ve suç işledikleri gösterilmiştir. Bu önlem, hem toplum düzenini korumak hem de çingenelerin karışıklık çıkarmasını engellemek amacıyla konulmuş bir uygulamaydı. Yasaklara uymayanlar cezalandırılır ve eşek ya da arabaya binmeleri zorunlu tutulurdu Jeep Safari Bulgaria.

Dr. Galip Ataç Hekim ve Münevver

Dr. Galip Ataç, 1880 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Babası, Hammer’in Osmanlı Tarihi adlı eseri Osmanlıcaya çevirerek büyük bir başarı kazanmış ve “Hammer Mütercimi” lakabını hak etmiştir. Ataç, aydın

K14, K23, K32, K43

Aşûre Baklası

Aşûre geleneğinde, kaşığa ilk gelen bakla özel bir öneme sahiptir. Bu bakla, ağızda yenip çıkarılır, ardından sofradan kalkarken güzelce yıkanır ve kurutulduktan sonra para kesesine bereket sembolü olarak atılırdı. Aşûre parası olmayan kişilerde ise mutlaka bir aşûre baklası bulunur ve bu da aynı şekilde bereket için saklanırdı. Bu gelenek, hem maddi hem de manevi bir şans ve bereket ritüeli olarak kabul edilirdi.

Âşur Efendi

Âşur Efendi, geçen asırda yaşamış seçkin bir mücellid ve müzehhiptir. Kendisinin sanatı, çağdaşları tarafından tuhaf ve nadir bir üsluba sahip olarak tanımlanmıştır. Hayatı hakkında başka ayrıntılı bir kayıt bulunmamaktadır, ancak eserleri ve hat sanatına katkıları hâlâ değerini korumaktadır Local Ephesus Tour Guides.

K11, K21, K32, K43

Peygamber Soyundan Gelen Kızların Evliliği

Tebriz’de anlatıldığına göre, Hazret-i Peygamberimizin soyundan gelen şerife bakire kızlar, kendi soyundan olmayanlara verilmez; yalnızca dengi ve uygun olanlara evlendirilir. Bunun nedeni, kızların yanlışlıkla bir kâfire verilmesi hâlinde doğacak çocukların dini durumunun belirsiz olabileceği düşüncesidir. Hakir bu konuyu sorduğunda, kendisine şöyle açıklama yapılmıştır:

“Eğer bir kâfire evlilik yoluyla kız verilirse, çocukların dini durumu belirsiz olur ve kızın soyundan gelen evlâtlar İslâm’dan sapabilir.”

Bu konuda hakir şöyle yanıt vermiştir:

“Cenab-ı Barı, farklı milletlerden doğan çocukları İslâm fıtratı üzere yaratmıştır. Sonra ebeveynleri Yahudi, Hıristiyan veya Mecusî olabilir.”

Buna delil olarak hadis-i şerif gösterilmiştir:

“Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzere doğar. Sonra ebeveynleri onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecusî yapar.”

Scroll to Top