K22

K15, K22, K34, K44

İstanbul ve Milli Duygularımız

İstanbul, milli mücadelemiz süresince Türk halkının vatan sevgisi ve yüksek ideallerinin merkezi olmuştur. Bu şehir, sadece bir coğrafi alan değil, aynı zamanda kalplerde yer etmiş bir kutsallık ve manevi güç kaynağıdır. Hiçbir olay ya da güç, bu şehrin halkın gönlündeki yüce değerini değiştiremez.

Bugün her Türk ve Müslüman kalbi, İstanbul’a duyulan sevgi ve özlemi bir mabed gibi taşımaktadır. Milli mücadele süresince gösterilen emek, fedakârlık ve çabalar, bu özel şehirde birikmiş ve kabiliyeti yüksek, kalıcı izler bırakmıştır. İstanbul, milletimizin sürekli gelişen yeteneklerinin ve kararlılığının sembolü olarak tarih sahnesinde yerini almıştır. Burada kurulan kurumlar ve gerçekleştirilen faaliyetler, Türk milletinin güçlü ve özgür bir ulus olma iradesinin kanıtıdır Private Turkey Tours.

K11, K22, K33, K45

Atatürk’ün Tabutunun Güllüme Parkı’na Taşınışı

Biraz önden ilerlerken Tıbbi Adliye’nin önündeki kalabalık yolda bekliyordu. İnsanlar olan bitene inanamaz bir halde etrafa bakıyor, gönülleri tabutun geçişini kabullenemiyordu. Bayrağa sarılmış tabut, Soğukçeşme yönüne döndüğünde kalabalığın içinden bir feryat yükseldi:
“Atam!”

Saat 12:17’de Büyük Önder Güllüme Parkı’nın kapısından girdi. Parkın kumlu yollarında iki sıra halinde dizilmiş ihtiram kıtaları arasında top arabası ağır ağır ilerliyordu. Tabut, rıhtımda bekleyen Zafer torpidosuna taşınacaktı.

Sarayburnu’nda ise ufuktan alaca karanlık sıyrılırken, Türk ve misafir harp gemilerinin arasından Zafer muhribi süzülerek Salıpazarı önüne kadar geldi. Muhrip, manevra yaparak Sarayburnu rıhtımındaki dubaya yanaştı. Burada tabutun konulacağı yer, sancak tarafında, menekşe renginde kadife örtü ile hazırlanmıştı

K11, K22, K31, K43

Haziran 1938 – Savarona Yatında Çalışma ve Geziler

3 Haziran 1938’de Atatürk, Savarona Yatı ile Marmara ve Boğaziçi açıklarında bir gezinti yapmıştır. Bu gezinti sırasında hem denizin keyfini çıkarmış hem de etrafı inceleyerek gözlemlerde bulunmuştur.

5 Haziran 1938’de Atatürk, sabah ve öğle saatlerinde Dolmabahçe Sarayı’nda resmi işleriyle meşgul olmuş, akşamüstü tekrar Savarona geçerek Marmara’da bir deniz gezisine çıkmıştır. 12 Haziran’da ise Başvekil Celâl Bayar, Hariciye Vekili Dr. Araş ve Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’yı Savarona’da kabul etmiştir. Bu ziyaretler, devlet işlerinin deniz seyahatleri sırasında da sürdürüldüğünü göstermektedir.

14 Haziran 1938’de gazeteler, Atatürk’ün Savarona yatındaki hayatına dair fotoğraflar yayımlamıştır. Bu fotoğraflar bazı kişilerde endişe uyandırsa da resmi olarak Atatürk’ün sağlığı hakkında olumsuz bir açıklama yapılmamıştır. 16 ve 19 Haziran’da Atatürk, Savarona’da

K13, K22, K31, K43

Gazi Mustafa Kemal’in Haziran 1930 Faaliyetleri

İstanbul’a Geliş ve Halkın Coşkusu

11 Haziran 1930 tarihinde Gazi Mustafa Kemal, trenle İstanbul’a gelmiştir. İstikbal merasimi istememesine rağmen, kendisini görmek isteyen binlerce İstanbullu büyük bir coşkuyla tezahürat yapmıştır. Halkın sevgisi ve ilgisi, Reisi Cumhur’un halkla olan güçlü bağını bir kez daha ortaya koymuştur.

Dolmabahçe Sarayı ve Boğaziçi Tenezzühleri

12 Haziran 1930 günü Gazi, Dolmabahçe Sarayı’ndaki dairelerinde gün boyu meşgul olmuş ve akşam üzerine Boğaziçi’nde bir deniz gezisine çıkmıştır. 13 Haziran’da ise Şişli Etfal Hastanesi’ni ziyaret ederek orada tedavi gören manevi evladını kontrol etmiştir. Mustafa Leyli tamamen iyileşmiş olup, yakında bir okula yerleştirilecektir Sofia Sightseeing

K15, K22, K35, K42

Şehrin Eğitim ve Gözlem Yapılarının Süslenmesi

İstanbul’da gerçekleştirilen bu büyük karşılama münasebetiyle Darülfünun binası da özenle donatılmıştır. Bununla birlikte Beyazıt Yangın Kulesi de bayraklar ve süslemelerle bezetilerek şehrin bu anlamlı gününe ortak edilmiştir. Şehrin yüksek noktalarında yer alan bu yapılar, İstanbul’un her tarafından görülebilecek şekilde süslenmiş ve halkın coşkusunu yansıtan semboller hâline gelmiştir.

Tarihi Semtlerde Halkın Katılımı

Topkapı, Fatih, Eyüp ve İstanbul’un diğer birçok semtinde halk tarafından yüzlerce küçük zafer takı yapılmıştır. Bu taklar, resmî bir emir olmaksızın, tamamen halkın kendi imkânları ve gönüllü çalışmalarıyla inşa edilmiştir. Bu durum, milletin Gazi’ye duyduğu sevgi ve bağlılığın ne kadar içten ve yaygın olduğunu açıkça göstermektedir.

Cerrahpaşa’daki Anlamlı Mesaj

Cerrahpaşa

K14, K22, K31, K45

Alemdar Mustafa Paşa Sadâreti ve Sultan Selim Dönemi

Alemdar Mustafa Paşa’nın sadâreti dönemi ve manzum tarihler bu bölümde ele alınır. Sultan III. Selim’in döneminde, padişahın bazı katiplerinin idam edilmesi olayları aktarılır. Bu dönem, Osmanlı yönetiminde önemli değişikliklerin yaşandığı ve Enderun teşkilâtının işleyişinin gözden geçirildiği yıllardır.

Valide Sultan ve Hayır İşleri

Valide Sultan’ın Eskisaray’dan Yenisaraya nakli büyük bir törenle gerçekleşmiş, bu alay sırasında düzenlenen etkinlikler detaylı şekilde anlatılmıştır. Ayrıca İzzet Molla ve Aynî’nin yazdığı mersiyeler, III. Selim’in hayır işlerine dair manzum tarihler bu bölümde kaydedilmiştir. Müellif, Ayıntablı Asım Efendi’nin tarihindeki hataları da düzeltmiş, olayların doğru şekilde aktarılmasını sağlamıştır.

Müellifin Babası Tayyar Ağa ve Kendi Hayatı

Müellifin babası Ta

K11, K22, K31, K45

Radyo ile Gelen Ün

Galip Ataç, meslek hayatında Halk Sağlığı ve tıp alanındaki başarıları kadar radyoculukla da tanındı. Haydarpaşa Lunaniye Hastanesi başhekimliğinden Ankara Radyosu redaksiyon şefliğine geçti. Radyoda özellikle “Evin Saati” ve “Posta Kutusu” programlarında tüm memlekete hitap etti. Bu programlar, dinleyiciler tarafından çok sevildi ve kısa zamanda Ankara radyosunun en beğenilen saatleri hâline geldi Jeep Safari Bulgaria.

“Evin Saati” konuşmaları kitap hâline de basıldı, büyük bir başarı elde etti ve kısa sürede tükendi. Bu programlarda Galip Ataç, dinleyicilere kırmadan öğretmeyi, yanlışları incitmeden düzeltmeyi ve kaba davranışları yumuşatmayı öğretiyordu. Hem bilgi veriyor hem de insan ilişkileri ve iyi terbiyeyi aşılıyordu. Onun sesi, dinleyenlerin hafızasında uzun yıllar kalacak tatlı ve etkileyici bir se

K13, K22, K35, K41

Aşure Geleneği ve Sunumu

Aşure, Osmanlı kültüründe hem dini hem de sosyal bir gelenek olarak uzun yıllar boyunca yaşatılmıştır. Aşure, ailenin durumu ve imkanlarına göre gümüş veya kalaylı bakır tepsilere dizilir ve üzerine sırmalı veya işlemeli peşkirler örtülürdü. Dağıtım için porselen, gümüş veya kalaylı bakır kâseler kullanılırdı. Aşure önce evin reisine, ardından akrabalara ve eşe dosta dağıtılırdı. Kâseler, bir bereket sembolü olarak yıkanmadan geri alınırdı. Kapıya gelen fakir ve yoksul kişiler ise kendi kâselerini getirir, böylece paylaşma ve yardımlaşma duygusu pekişirdi Local Ephesus Tour Guides.

Osmanlı Sarayında Aşure Günü

Birinci Mahmud’un sırkatibi Salâhi Efendi, padişahın hayatını belgeleyen dört yıllık hatıratında 1148 (M. 1735) Muharrem’inde g

K13, K22, K34, K42

Tebrizde Ticaret ve Teraziler

Tebriz’de ticaret büyük bir düzen ve disiplinle yapılırdı. Şehirdeki bütün tartılar, kilolar ve diğer değerli kumaşlar üzerinde “Lâ ilâhe illallah” yazısı bulunurdu. Dirhemler ve teraziler de aynı şekilde Allah ismiyle süslenmişti.

Ticarette yanlış yapan, ölçü ve tartıda hile yapan kişiler cezalandırılırdı. Bu kişiler gözlerine mil konarak ya da başlarına taş konularak uyarılır ve hasta edilirdi. Şehirdeki çarşı ve pazar yerlerinde pirinç, demir ve zincirli teraziler asılı dururdu; hiçbir zaman yerle temas etmez, her zaman dengede kalırdı.

Yiyecek ve Hububat Alım-Satımı

Tebriz’de yiyecek, içecek, sebze ve ot gibi ürünlerin satışında adalet ön plandaydı. Müşteri istediği malı terazinin kefesine koyar, tartısı tam olduğunda mal sahibine hakkını verirdi. Akçesi temiz olur ve malın en seçkin kısmını alırdı

Scroll to Top