H12

H12, H23, H31, H45

Atatürk Bulvarı İkinci ve Üçüncü Kısımlar

Atatürk Bulvarı’nın ikinci kısmı, Yenikapı – Saraçhane arasıdır. Bu bölümün uzunluğu 1100 metre, genişliği 44 metredir. Yaya kaldırımları hariç, yolun bir parçası 12 metre genişliğinde tek yol, diğer parçası ise 8,5 metre genişliğinde çift yol olarak tasarlanmıştır. Yol kısımları beton temel üzerine mozaik parke ile döşenmiştir, yaya kaldırımları ise beton temel üzerine asfalt kaplamadır. İnşasına 1941 yılında başlanan bölüm, 1942 yılında tamamlanmıştır ve toplam maliyeti 440.000 liradır.

Üçüncü kısım, Aksaray – Saraçhane arasıdır ve uzunluğu 555 metreyi bulur. Yolun bir parçası 50 metre, diğer parçası 44 metre genişliğindedir. Yaya kaldırımları hariç, yol 8,5 metre genişliğinde iki şerit olarak inşa edilmiştir. Yol ve yaya kaldırımları beton temel üzerine asfalt ile tamamlanmıştır. İnşaatı 1943’te başlamış ve 19 Temmuz 1944 tarihinde tamamlanmıştır. Bu bölümün ma

H12, H23, H34, H41

Atatürk’ün Cenaze Töreninde Ordu ve Halkın Bekleyişi

İçeri girdiğimde, ordu adına nöbet tutan subayların dimdik ve saygılı duruşu dikkatimi çekti. Büyük bir ölü karşısında bekleyen bu askerler, hem disiplinin hem de saygının simgesiydi. O an hissettiğim duygu tarif edilemezdi; kalbim sanki mahfazasında duramıyordu. İçimden, “Atatürk! Atatürk!” diye bağırmak geliyor, onun bıraktığı kutsal emanete sahip çıkacak orduyu ve milleti görüyor, gurur duyuyordum. Türk milleti, bu emaneti korumak için her zaman hazırdı ve hiç kimse bu kutsal görevi ortadan kaldıramazdı.

Atatürk’ün adıyla dalgalanan bayrak, artık İsmet İnönü’nün elindeydi ve hâlâ güçlü bir simge olarak duruyordu. Emanet, yerli yerinde ve güven altındaydı. O an, Atatürk’ün huzurunda olduğumuzu hissediyor, sanki bizi dinliyormuş gibi bir duyguya kapılıyorduk. Ebedi köşkün içinde hiçbir süs veya nişane bulunmaması, yalnızca yas ve saygıyı simgeliyordu. Koyu kırmızı kumaşlarla döşe

H12, H24, H33, H42

29 Haziran 1934 – Dolmabahçe Sarayı Ziyareti

29 Haziran 1934’te Gazi Mustafa Kemal Paşa, öğleden sonra Dolmabahçe Sarayı’na giderek burada resmi temaslarda bulunmuştur. Saray ziyareti, hem gündelik işleri takip etmek hem de resmi misafirleri kabul etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu ziyaret, sarayın devlet işlerinde merkezi bir rol oynadığını göstermektedir.

30 Haziran 1934 – Misafir Kabulü

30 Haziran günü Gazi, öğleden sonra motörle Beylerbeyi’nden Dolmabahçe Sarayı’na geçerek misafirlerini kabul etmiştir. Bu görüşmeler, devletler arası ilişkilerin güçlendirilmesi ve Türkiye’nin diplomatik ağırlığının pekiştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

1 Temmuz 1934 – İran Şahı Rıza Pehlevi ile Görüşme

1 Temmuz 1934’te öğleden sonra saat 15.00’te, Gazi refakatinde Başvekil İsmet Paşa, Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Bey ve Türkiye’nin Tahran Sefiri Enis B

H12, H24, H34, H42

Eylül 1928 – Ağustos 1929 Gazi Mustafa Kemal’in İstanbul’daki Etkinlikleri

1-3 Eylül 1928: Deniz Gezileri ve Şehir Turları

1 Eylül 1928 tarihinde Gazi Mustafa Kemal, Ertuğrul Yalı’sı ile Çanakkale ve Hırkasına doğru bir deniz gezisine çıkmıştır. Bu gezinin haberleri gazetelerde yeni Türk harfleri ile yayımlanmış ve halk tarafından büyük ilgi görmüştür. 2 Eylül’de Gazi, şehirde otomobille dolaşarak halkı selamlamış ve vatandaşlarla doğrudan iletişim kurmuştur. 3 Eylül’de ise Karadeniz üzerinden Ankara’ya hareket edeceği haberi medyada duyurulmuştur. Bu geziler, hem halkla yakın temas kurmak hem de Cumhuriyet’in modernleşme ve ulaşım projelerini gözlemlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir Sofia City Tour.

11 Eylül 1928: Güllhane Parkı ve Topkapı Sarayı

11 Eylül’de Gazi Mustafa Kemal, Güllh

H12, H21, H33, H45

Sabahın İlk Saatlerinde Deniz Hazırlıkları

Sabahın erken saatlerinden itibaren Bahriye Kumandanlığının emrine verilen ve resmî bayraklar taşıyan Şehremaneti, Sıhhiye, Seyr-i Sefain, Liman Şirketi ve Ticaret-i Bahriye Müdüriyeti’ne ait motorlar büyük bir hareketlilik içindeydi. Bu motorlar, Büyükada’dan başlayarak İstanbul Limanı boyunca düzeni sağlamak için yoğun bir faaliyet gösteriyordu. Deniz üzerinde adeta sessiz ama disiplinli bir hazırlık vardı. Her görevli, kendisine verilen vazifeyi büyük bir dikkatle yerine getiriyor, törenin kusursuz olması için çalışıyordu.

İskelelerdeki Yoğunluk ve Davetliler

Sabah saatlerinden itibaren Seyr-i Sefain ve Şirket-i Hayriye iskeleleri, istikbal merasimine katılacak davetlilerle dolup taşmıştı. Halk erkenden iskelelere akın etmiş, vapurlara binmek için uzun sıralar oluşturmuştu. Saat on bire kadar, davetlileri taşıyan vapurlar ile çeşitli cemiyetler tarafından kiralanan çok s

H12, H25, H33, H44

Atanık Kuyumculukta Nezaket ve Cömertlik

Atanık, kuyumcu dükkânında müşterilerine karşı son derece ikramsever ve nazik bir ustaydı. Müşterilerden biri dükkâna girdiğinde hemen şakalaşır ve:

“Gülü seven dikenine katlanır. Şu benim kıyak sedirime yerleş efendiciğim!”

derdi. Ardından yakınındaki sucudan buzlu sular, limonatalar ve şerbetler, Nuru Osmaniye kapısındaki mahalle bakkalı Bursalı Ahmed Ağa’dan ise dondurmalar getirtirdi. Kış aylarında ise kahve, çay, tavuk göğsü ve keşkül gibi ikramlar sunardı.

Müşteriler dükkânın kalabalık olduğunu görünce genellikle:

“Bırak dolanalım, yine uğrarız.”

diye çekilir, başka yerlere gitmezlerdi. Tanıdığı orta halli müşterilerden, düğün veya davet hazırlığında olanlara küçük hediyeler verir, hatta değerli takıları ertesi gün kuyumcuya teslim etmeleri için saklardı. Bu, kuyumcu çarşısında yaygın bir adetti

H12, H24, H33, H44

Atâ Bey’in Son Yılları ve Görevleri

1856 yılında Atâ Bey, Beyrut’a gitmiş ve burada çeşitli devlet görevlerinde bulunmuştur. 1859 yılında Cezayir-i Bahr-i Sefid mutasarrıfı olarak atanmış ve görevin merkezi olan Rodos Adası’na yerleşmiştir. Rodos’ta tam otuz dokuz ay görev yapmış ve bu süre boyunca adanın idari işlerini yürütmüştür.

Ancak geçmişte yaptığı ordu muhasebecilikleri sırasında bazı yolsuzluk iddiaları ortaya atılmış ve mahkemeye verilmiştir. Uzun ve sıkıntılı bir yargılama sürecinin ardından Atâ Bey beraat etmiş ve görevine dönmüştür.

1865 yılında Filibe mutasarrıfı olarak atanmış, burada da yaklaşık otuz ay görev yapmıştır. Bu dönemde çeşitli imar işlerini yürütmüş ve özellikle Bulgaristan’daki gümrük işlemlerini düzenlemiştir. Ne var ki, bazı kişiler Atâ Bey’in nüfuzunu ve itibarını çekememiş, çeşitli entrikalarla onun görevden alınmasına yol açmıştır. Görevden alındığında

H12, H21, H31, H44

Gerçeğin Ortaya Çıkışı

Yaşanan bu beklenmedik olay, Adnan Bey’i derin ve sarsıcı düşüncelere sevk eder. Karısı Bihter ile kaynanası Firdevs Hanım’ın o anki tavırları ve yüz ifadeleri oldukça anlamlıdır. İkisinin de sessizliği ve bakışları, Adnan Bey’in içinde büyüyen şüpheleri daha da kuvvetlendirir. Tam bu sırada odanın kapısı açılır ve yüzü solgun, bedeni titreyen küçük Beşir içeri girer.

Beşir’in İtirafı

Beşir, artık dayanacak gücü kalmadığını belli eden bir sesle konuşur:

— “Küçük hanımı öldürüyorlar… Artık her şeyi söyleyeceğim.”

Bu sözler Adnan Bey’i adeta donup bırakır. Beşir, bugüne kadar gördüğü ve duyduğu her şeyi bütün ayrıntılarıyla anlatmaya başlar. Soğuk kış gecelerinde, yağmur altında, karanlık köşelerde gizlenerek; şahnişlerde saatlerce bekleyerek yaşananları takip etmiştir. Büyük bir sabır ve acı içinde her

H12, H25, H35, H44

Tebrizde Sıbyan Mektepleri

Tebriz’de çocuklara Kur’an öğreten 600 mektep bulunur. Bu mektepler, Sıbyan Mektepleri olarak bilinir ve her yıl çocuklara elbiseler dağıtılır. En bilinenleri şunlardır:

Şeyh Safî Mektebi

Haşan Meymendî Mektebi

Takı Han Mektebi

Sultan Haşan Mektebi

Sultan Yakub Mektebi

Bu okullar, çocukların dini eğitim alması ve Kur’an’ı öğrenmesi için önemli merkezlerdir.

Derviş Tekkeleri

Tebriz’de 160 derviş tekkesi bulunmaktadır. Bu tekkeler, özellikle Ehl-i Beyt sevgisi taşıyan dervişler tarafından korunur. Öne çıkan tekkeler şunlardır:

Şems-i Tebrizî Tekkesi

Bulduk Han Tekkesi

Zeyneb Ağam Tekkesi

Ukayl Tekkesi

Mir Haydar Tekkesi

Bektaşi Tekkesi (Rik Mahallesi’nde)

Bu tekkeler, hem ibadet hem de toplumsal dayanışma alanı olarak hizmet verir.

Akarsu ve S

Scroll to Top