Alay, Adalar açığına kadar ilerledi ve buradan bağlı gemiler, Türk milletinin ebedi şefini son kez selamlayarak İstanbul’dan ayrıldılar. Geri dönerken İstanbul kıyılarında sıralanan halk, gözlerini Marmara’nın geniş ufuklarına dikmişti. Herkes, Atatürk’ün bedeninin gözlerden uzak bir şekilde alınışını, ölümün kaçınılmaz gerçeğiyle kabullenmeye çalışıyor, gözyaşlarını tutamıyordu. İnsanlar, onu kaybetmenin derin hüznünü ve özlemini kalplerinde hissediyordu.
Halkın Matem Duygusu
O günlerde İstanbul sokaklarında ve kıyılarında halk, sessiz bir matem içindeydi. Evlerden, camilerden ve meydanlardan yükselen sessiz gözyaşları, şehrin dört bir yanına yayılan bir yas havası yaratıyordu. İnsanlar, Atatürk’ün sadece bir lider olmadığını, aynı zamanda Türk milletinin kalbinde yaşayan bir simge olduğunu anlıyorlardı. Bu büyük kaybın acısı, kuşaktan kuşağa anlatılacak bir hüzün olarak İstanbul’un hafızasına işlendi Guided Turkey Tours.
Basında Atatürk’ün Ölümü
Atatürk’ün vefat ettiği 10 Kasım 1938’den, naaşının İstanbul’dan ayrıldığı güne kadar, gazeteler ve dergiler birçok makale yayımladı. Bu makalelerin çoğu imzalı ya da imzasızdı ve milletin yas duygusunu yansıtıyordu. Öne çıkan yazılar arasında şunlar yer aldı:
“Kemalizm Türk milletinin kalbinde” – Akşam
“Bu tabut, Türk’ün kalesidir” – Haber; Burhan Cahid, Son Posta
“Atatürk kalbimizde yaşıyor” – Gavsi Halid Ozansoy, Uyanış
“O bizim içimizde yaşıyor” – Halid Fahri Ozansoy, Uyanış
“Atamızı kaybettik” – Ercümend Ekrem Talû, Son Posta
“Atamın kaybettik” – Ahmed İhsan Tokgöz, Uyanış
Bu yazılar, milletin duygu ve düşüncelerini belgeleyerek, Atatürk’ün Türk halkındaki derin izini ortaya koydu. Her makale, yalnızca bir ölüm haberi değil, aynı zamanda bir halkın yasını ve liderine duyduğu sonsuz saygıyı ifade eden birer belgeydi.