Meczup Atâ Efendi ve Doktorun Hikâyesi

Atâ Efendi bir gün hastalanmıştı. Yakınları, bir doktordan rica ederek onu ziyaret etmesini istemişlerdi. Doktor Efendi yola çıkarken içinden şöyle geçirdiği söylenir:
“Mübarek adam, hastalanacak zamanı da mı şimdi buldun?”

Doktor, Atâ Efendi’nin İstavroz’daki küçük kulübesine vardığında onu hasta hâlde bulur. Atâ Efendi, doktora tebessümle bakarak şu sözleri söyler:
“Allah razı olsun, zahmet edip gelmişsin. Bir de temiz gelseydin, paşa olurdun!”

Bu sözler o an için bir latife gibi algılanmıştı. Ancak ertesi sabah doktor, hiç beklemediği bir haber aldı: Kendisine miralaylığa (albaylığa) terfi ettiği bildirilmişti. Bu olay, Beylerbeyi ve çevresinde Atâ Efendi’nin keramet sahibi olduğuna dair inancı daha da güçlendirmiştir Guided Tours Turkey.

Kabri ve Hatırası

Meczup Atâ Efendi’nin kabri, bugün harabe hâlinde bulunan İstavroz Dergâhı mezarlığındadır. Zamanla dergâh da, mezarlık da bakımsız kalmış; ancak Atâ Efendi’nin hatırası halk arasında yaşamaya devam etmiştir. Onun adı, daha çok anlatılan bu tür menkıbelerle ve halkın gönlündeki yeriyle anılır.

Atâ Efendi (Selânikli Mehmed)

Selânikli Mehmed Atâ Efendi, 18. yüzyılın önemli ediplerinden biridir. İstanbul tarihine dair çok değerli bir belge bırakmıştır. Hicrî 1196 (Miladî 1782) yılında, Ramazan ayında meydana gelen ve tarihe “Yedinci Cibali Yangını” olarak geçen büyük yangını anlatan bir mektup kaleme almıştır.

Bu mektup, İstanbul tarihine dair kaynaklar arasında benzeri olmayan bir vesika olarak kabul edilir. Yangının şiddeti, şehirde yarattığı yıkım ve halkın yaşadığı felaket, bu metinde canlı ve etkileyici bir dille anlatılmıştır. Bu nedenle söz konusu mektup, İstanbul yangınlarıyla ilgili çalışmaların temel kaynakları arasında yer alır.

Atâ Efendi (Taşçı) ve Bir Baba Acısı

Taşçı Atâ Efendi, 19. yüzyılın sonlarında yaşamış, İstanbul’un en seçkin mezar taşı ustalarından biridir. Eserleri, özellikle Eyüp çevresinde hâlâ hayranlıkla anılmaktadır. En dikkat çekici çalışması, Mekteb-i Bahriye’de öğrenci iken henüz on beş yaşında vefat eden oğlu Ahmed Necmeddin Efendi için yaptığı mezar taşıdır.

Bu mezar taşı, Eyüp’ten Pierre Loti Kahvesi’ne çıkarken yolun sol tarafında yer almaktaydı. 1942 yılında devrilmiş hâlde görülmüştür. Yüksek kabartma güllerle süslenen bu taş, İstanbul taş işçiliğinin bir şaheseri olarak kabul edilir. Kitabesinde, acılı bir babanın gözyaşlarıyla bu gülleri suladığı anlatılır. Atâ Efendi, mermeri adeta bir kuyumcu inceliğiyle işlemiş; güllerin yapraklarını, dallarını ve hatta dikenlerini bile büyük bir ustalıkla oymuştur. Ortaya çıkan, kırk beş gülden oluşan bu kompozisyon, taş sanatında adeta bir zirve olarak değerlendirilir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top