Atatürk’ün Son Veda Töreni

Dolmabahçe Sarayı’nda Büyük Ölümün Huzuru

7 Kasım 1938 sabahı saat 7.58’de, İstanbul halkı ve yakın arkadaşları, Dolmabahçe Sarayı’nda Büyük Ölünün huzuruna bir kez daha el bağladı. Merasim salonunu aydınlatan ışıklar, hüzünlü bir yankıyla kubbede yansıyordu. Atatürk’ün en güvenilir ve yakın arkadaşları, her zaman olduğu gibi onun etrafında toplanmıştı; bu kez tabutunu kaldırmak için bir aradaydılar.

Orgeneral Fahrettin Altay, Korgeneral Halis Bıyıktay, Salih Omurtağ, General Kurt Cebe, Ekrem Baydan, Osman Doğan, Hakkı Özgener, Zeki Ertöçay, Mustafa Hayri Ertoy, Salim Cevad Ayalp, Kemal Balıkesir, Enis Erkoçay, Ziya Erkinci, İshak Avni Akdağ ve Nuri Yamat, tabutun etrafında duruyordu. Salonun diğer tarafında zabitlerden oluşan bir ihtiram müfrezesi yerini almıştı. En önde duran zabitin elinde Atatürk’ün son örtüsü, kırmızı-beyaz atlas bayrak duruyordu. Bir tarafta İstiklâl Madalyası, kırmızı-yeşil kordelasının üzerinde sergileniyordu Tour Packages Bulgaria.

Salon artık hüzünlü ışıklar saçıyor, koca kumandanlar gözyaşlarını tutamıyordu. Herkesin gözü yaş içindeydi. Tabut kollarına alınarak salonun ortasına getirildi ve cenaze namazı kılınmaya başlandı. İmamete, İslam Tetkikleri Enstitüsü’nden Ordinaryüs Profesör Şerafeddin Yaltkaya geçti. Müezzinliği ise Hafız Yaşar Okur yaptı. Namaz sırasında salonun dört bir yanından gelen hıçkırıklar ve gözyaşları, herkesin yüreğinde derin bir acı bırakıyordu.

Namaz bitiminde generaller ve Muhafız Bölüğü erleri, Atatürk’ü büyük bir ihtiramla Dolmabahçe Sarayı’ndan son kez çıkardılar. Saat tam 8.10’da, filomuzdan ilk top sesi duyuldu ve merdivenler ağır adımlarla inildi. Merasim salonu kapısında kıt’a kumandanı keskin bir komut verdi:

— Süngü tak, tüfek as!..

Dünyanın en büyük kumandanının huzurunda, onun yetiştirdiği kahraman ordu saygı duruşunda bekliyordu. Bu son an, sadece bir cenaze değil, aynı zamanda bir milletin, liderine duyduğu derin bağlılığın ve saygının en canlı göstergesiydi. Atatürk’ün tabutu, bayrakla örtülü bir şekilde saraydan çıkarılırken, gözler sadece ona çevrilmişti. Halk ve asker, onun bıraktığı mirası ve Cumhuriyet’in önemini bir kez daha hissetmiş oldu.

Atatürk’ün son vedası, İstanbul’un kalbinde tarih boyunca unutulmayacak bir hüzün ve saygı anısı olarak yerini aldı.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top