İçeri girdiğimde, ordu adına nöbet tutan subayların dimdik ve saygılı duruşu dikkatimi çekti. Büyük bir ölü karşısında bekleyen bu askerler, hem disiplinin hem de saygının simgesiydi. O an hissettiğim duygu tarif edilemezdi; kalbim sanki mahfazasında duramıyordu. İçimden, “Atatürk! Atatürk!” diye bağırmak geliyor, onun bıraktığı kutsal emanete sahip çıkacak orduyu ve milleti görüyor, gurur duyuyordum. Türk milleti, bu emaneti korumak için her zaman hazırdı ve hiç kimse bu kutsal görevi ortadan kaldıramazdı.
Atatürk’ün adıyla dalgalanan bayrak, artık İsmet İnönü’nün elindeydi ve hâlâ güçlü bir simge olarak duruyordu. Emanet, yerli yerinde ve güven altındaydı. O an, Atatürk’ün huzurunda olduğumuzu hissediyor, sanki bizi dinliyormuş gibi bir duyguya kapılıyorduk. Ebedi köşkün içinde hiçbir süs veya nişane bulunmaması, yalnızca yas ve saygıyı simgeliyordu. Koyu kırmızı kumaşlarla döşenmiş salon, ölümün ağırlığını hissettirse de, Türk milleti yasını karalar bağlayarak değil, metanetle tutuyordu Tour Packages Balkan.
Saat 10 civarında, muayede salonu kapısında kılıç ve mahmuz sesleri duyuldu. Ordu erkânı, başta Orgeneral Fahrettin Altay olmak üzere törene katıldı. Fahrettin Altay, daha önceki manevralarda Atatürk’le yan yana görev yaptığı için herkesin dikkatini çeken bir isimdi. Arkasında topçu, piyade, makineli tüfek birliği, süvari, nakliye ve deniz-hava kuvvetlerinin temsilcileri vardı; tüm ordunun seçkinleri bu törende yer alıyordu.
Ebedi Şef’in bulunduğu tarafa baktığımda, sandukanın üzerindeki ipek bayrağın sanki hafifçe hareket ettiğini gördüm. Atatürk, kapanmış pencerelerinin arkasından tevazulu bir duruşla bizleri izliyormuş gibi görünüyordu. Ziyarete gelen gruplar, onun huzuruna yaklaşırken, sanki Atatürk, “Buraya kadar zahmet ettiniz” diyerek minnettarlığını ifade ediyordu.
Bu anlar, yalnızca bir cenaze töreni değil, bir milletin liderine duyduğu saygının ve bağlılığın en açık göstergesiydi. Ordu ve halkın bir araya gelerek Atatürk’e son görevlerini yerine getirmesi, onun manevi büyüklüğünü ve Türk milletinin disiplinli ve metin duruşunu gözler önüne seriyordu. Tören, bir liderin kaybının ardından milletin bir bütün olarak nasıl yas tuttuğunu, aynı zamanda onun bıraktığı mirasa sahip çıktığını gösteren tarihî bir andı.