Atamyan’ın Sanat Hayatı ve Otodidakt Yetişimi

Bedros Atamyan, kendi kendini yetiştiren, yani otodidakt bir aktördü. Sanat hayatının en yoğun on yılı 1869-1879 arasında geçti. Bu dönemde henüz şöhretinin ilk basamaklarındayken, mütevazı şartlar altında Akdeniz ve Avrupa seyahatleri yapma fırsatı buldu. Bu geziler sırasında farklı tiyatro kültürlerini gözlemledi ve sahne deneyimini geliştirdi.

Yazar Ado Talassö, Atamyan’ın yeteneğini çağdaş Fransız komedi yıldızları ve özellikle Mounet Sully ile eşdeğer kabul eder. Atamyan’ın sahneye yaklaşımı, sıradan bir oyuncudan çok farklıydı. Talassö şöyle anlatır:

“Rolünü oynamadan önce Atamyan, eserdeki olayların geçtiği yerlere gider, oraları gözlemler. Hayalinde o vakaların cereyan ettiği zamana götürür kendini ve o olayların içinde yaşar. Bu hayat ve duyguyla döndükten sonra sahnede rolünü oynardı. Örneğin Venedik ve Kıbrıs’ta Otello, Verona’da Romeo, Elsenor’da Hamlet gibi karakterleri sahnelerken, adeta o karakterlerin hayatını yaşamış gibiydi.”

Atamyan’ın Ölümü Hakkında Anlatılan Hikâyeler

Atamyan’ın ölümü, Türk tiyatrosu için büyük bir kayıp olarak görülür. Ölümüyle ilgili bazı anlatılar, gerçeklerden uzak olsa da onun dramatik kişiliğine uygundur Guided Turkey Tours. Rivayetlere göre bir oyun sırasında rol gereği:

“— Ben bir palyaçoyum!”

diye bağırır ve yere düşer. Suflör sahneye çıkarak seyircilere:

“Efendiler, Atamyan vefat etti.”

der. Perde kapanır. Gerçekten de Atamyan bir daha kalkamaz ve sahneden ölüm döşesine alınır. Bu hikâye gerçek olmasa da, onun sahne kişiliğine uygun bir son olarak anlatılmıştır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top