1249 Ramazan’ında (1838) Tayyar Efendi vefat etti. Ev halkı, bazı yaşlılar ve çalışanlarla birlikte yaklaşık yirmi kişi, Ala Bey’in eline kalmıştı. Atâ Bey ise 1250 Saferinde (1834), Hazine Kethüdası Bekir Efendi’den ruhsat tezkeresini alarak saraydan ayrıldı. Üsküdar’da akrabalarından birinin evinde misafir olarak kalmaya başladı ve ailesini geçindirecek iş aramaya koyuldu.
O dönemde Tophane Müşîri Ali Rıza Efendi, Atâ Bey’e ilgi göstermişti. Ancak Ali Rıza Efendi, Ayasofya Camiinde uğradığı esrarengiz bir cinayet sonucu hayatını kaybetti. Bu vesileyle Atâ Bey, Koca Yusuf Paşa’nın biraderzâdesi Sadreddin Bey’in dostluğunu kazanarak iltizam işlerinde çalıştı. Bu görev nedeniyle Anadolu’nun birçok kasaba ve köyünü gezdi: Amasya, Harput, Malatya, Sivas, Maraş, Tokat, Ankara, Çankırı, Tosya, Osmancık, Çorum, Sinop, Ereğli, Şile, Amasra, Bafra, Samsun, Merzifon, Lâdik, İskilip, Sungurlu, Sandıklı, Haymana, Nallıhan, Vezirköprü ve Boyabat gibi yerlerde bulundu. Sadreddin Bey’in vefatının ardından Atâ Bey İstanbul’a geri döndü Private Balkan Tours.
Serasker Kapısı ve Dâri Şûrayi Askeriye Görevi
Bir süre sonra, dönemin vezirlerinden Mehmed Tayyar Paşa ile karşılaştı. Durumunu öğrendikten sonra Atâ Bey’i Serasker Kapısı’na götürdü. Burada Halil Paşa’nın huzuruna çıkarıldı. Aynı zamanda Hacı Reşid Paşa da oradaydı. Atâ Bey’in babası Tayyar Efendi’nin geçmişte ilmiye mensubu olarak müderris tayininde gösterdiği destek, Hacı Reşid Paşa tarafından hatırlanmış ve Atâ Bey’in gelecekteki kariyerine olumlu katkı sağlamıştı.
Böylece Atâ Bey, Dâri Şûrayi Askeriye’de dört yüz kuruş maaşla mükayyit olarak göreve başladı. Kısa süre sonra, 1837’de (H. 1253) Kürdistan’da çıkan isyanı bastırmak için görevlendirilen Hüseyin Paşa’nın maiyetine katıldı ve deniz yolu ile Samsun’a gönderildi. Bu görev, Atâ Bey’in hem askeri hem de idari yeteneklerini sergilediği önemli bir başlangıç oldu.